avciosmancom
  avcılık hakkında
 




::..:: AVCILIĞIN YAZILI OLMAYAN KURALLARI ::..:: >> Avcı yanında bulunan kişileri kırmamalı ve kırgınlığı icap ettiren ne bir kumar ,bahis,iddia ve de bunlara sebep verecek menfaatlerin açılmasına sebep vermemelidir.Bilhassa dedikodu şiddetle muzur'dur. >> Avcı hiçbir zaman yanındaki veya karşılaştığı kişileri gereksiz inciltici şakaları ile kırmamalıdır. >> Avcı bilmelidir ki dünyada en ağır ceza azap ızdırap ve vicdan azabıdır.Tok bir avcının sırf satmak arzusu ile yenebilecek bir hayvanı avlaması bayağılığın son derecesidir. >> Bir avcı ziraat' in fahri yardımcısıdır. >> İlk tüfekte avını vuramıyan bir avcı dinlenmeden ve rahatlamadan diğer bir ava ateş etmemelidir. >> Sizin için hayatını çürüten köpeğinizi ne dövün ne dövdürün.İnsan olduğunuzu anlayarak size itaat etsin.(kuş kaldıran köpeklere ince saçma atanlar anlar) >> 40 yaşını geçmiş insanlara et muzur muş avcılara ise fayda verirmiş.Avcı olmayanlarla aradaki farka bakın. >> Kuş tüyünü biriktirin.Yaşlılığınızda çok güzel bir kuştüyü yatağınız olsun. >> Mütevazi olmalı Bilene ,bilmeyene aşağıdan bakmalı ki;yüksekliğimiz görünsün. >> Başkasının önünden kalkan ve başkasının köpeği önünde bir ava atma Bu onun elinden bir şey kapmak gibidir. >> Eğer atıp vurursan avı ona ver karşılığında fişeğini alabilirsin(BUNU HANGİ ESKİ AVCIYA YAPARSAN ÇOK GÜZEL DOSTLUKLAR KURARSIN. ZATEN EĞER MİSAFİRSEN BUNU KABUL ETMEZ.) >> Bir misafir avcının yanında vurduğun avı çantana koyma ona ikram et.Unutma ki onun sana şehirde yapabileceği mukabele seninkinden çok daha kıymetlidir. >> Av silahı vurmak içindir atmak için değil.Bu yüzden vuramıyacağınız mesafeden ava ateş etmeyin.Ya vuramazsınız veya yaralanmasına sebep olursunuz. >> Bir ava arkadaşınızla aynı anda ateş ederseniz sakın avı almaya kalkmayın.Onun Vurmuş olabileceğini düşünün. >> Silahınızla kimsenin izinsiz oynamasına izin vermeyin.Sizde izinsiz bakmayın. >> Kimseden ödünç fişek almayın ve vermeyin.Herkesin tüfeği farklı dolular atar. >> 100 av vurulmasına acımayın yokluğu bir senedir, fakat bir ağaçtaki kurşuna acıyın çünkü onu seneler yetiştirir. >> HİÇBİR ZAMAN VURULAN BİR HAYVANI TEKMELEMEYİN.ÖLÜ BİR DOMUZ BİLE OLSA ÜZERİNE AYAKLA BASIP FOTOĞRAF ÇEKTİRMEYİN.UNUTMAYIN Kİ DOĞADA O SİZDEN ÇOK DAHA ÜSTÜNDÜR.BU DOĞAYA KARŞI ÇOK BÜYÜK BİR SAYGISIZLIKTIR. >> Bir başkasının maruz kaldığı tehlikeyi önleyin.o da sizinkini önlesin.(Cesur olan arkadaşın elindeki silahtan daha kıymetlidir.Silah kusur yapar lakin sadık bir dost yapmaz.) >> Özellikle büyük hayvan avında başka bir ava (tavşan,keklik gibi) silah atmak doğru değildir. >> Zenginlere hediye,fukaralara sadaka vermeyi ihmal etmeyin ki bir gün fakirin bile lütfuna ihtiyacınız olabilir. >> Vurduğunuz bir ava acıyacağınız tutarsa onu ne siz yiyin nede çocuklarınıza yedirin.Onu fakir veya bir aça verin ki vicdanınızda olacak huzur kalbinizdeki ıstırabı dindirsin. >> Önce köpeğini doyur sonra kendini.Kendi kendini doyuran köpek artık senin değil kendinin olur. >> Av grubundur.Kuş avlarında hisseler ayrı veya ortak olur.Büyük avlarda eğer deri avcılığı ise avların derilerinin paraları ya av yapılan köye kalır veya katılımcılara göre pay edilir.(ben bunu senelerce yaşadım) >> Et avlarında ise kalabalık eğer av ufaksa grupla beraber yenilir.eğer 2 kişi iseler yarı yarıya olur; ama avı vuran fazladan deri baş ve iç organları da alır. >> 3 kişi iseler avı vuran baş,deri but ve işkembeyi alır.Diğer hisse ikiye bölünür. >> Kalabalık büyük eti yenen hayvanların taksimi ise av kişi sayısına göre bölünür. Herkes sıra ile arkasını dönerek bir hak kabul eder.Yalnız büyük av hayvanlarında taksimde kopoylar'da bir kişi kabul edilip onun hakkı köpeğin sahibine verilir. >> Köpeğinizin takip ettiği bir ava başkası silah atarsa av yine sizindir.Ve vurana ya avdan bir parça verilir veya 5-6 fişek verilir.(BUNU KAÇ AVCI YAPMIŞTIR BİLEMEM) >> Büyük ava acemi köpek ***ürülmez. Çok ayıptır. >> Alabalık avına giderken yanınızda saf zeytinyağı bulundurun.Tuttuğunuz bir balığı bu yağın içine atın.15-20 gün sonra ağrıyan yerlerinize çok iyi gelecek bir ilaç yapmış olursunuz. >> Tavşan vurduğunuz zaman böbrek bölgesinden çıkan yağı saklayın.Özellikle dolama ve vücuda batan dikenlerin çıkarılmasında çok faydalı.yaraya bolca sürün ve bir bezle örtün.2-3 günde dolama ise patlatır,diken ise çıkartır. >> Özellkle tavşan avının kapanmasına yakın üreme mevsimi olabileceğinden ; bu mevsimde köpeğin önünden kalkan tavşan muhtemelen erkektir.Ama büyük bir olasılıkla 2. Bir tavşan da o muhittedir.Genelde bu gibi durumlarda ilk avdan sonra o bölgeyi terkedip avlanmayım. >> Büyük avlarda tavşan hariç sigara içilmez.Sadece sarpçılar yangına dikkat ederek içebilir.(DOMUZ AVINDA İSE KESİNLİKLE) SİLAH SEÇME Avcılık ve atıcılık ata sporlarımızın en başta gelenlerindendir. Yüzyıllar önce söylenen "At, avrat, silah" deyimi önemini hiç kaybetmeden bugünde geçerliliğini sür-dürerek silaha düşkünlüğümüzü ispat-lamaktadır. Tabii küçük reformlarla; örneğin at, yerini atalarımızın hayal bile edemeyecekleri arabalara bırakmak zorunda kalmıştır. Ok, yay ve mızrak bugün ateş gücü, öldürücü etkisi, menzili ve seriliği itibariyle kıyas ***ürmez ateşli silahlarla değişim sürecini tamam-lamıştır. Bu uzun süreçte atalarımızdan miras silah ve av tutkumuz en ufak bir değişime uğramadan bizlere aktarılmıştır. Sadece fark; avı, hayatta kalma değil hobi amacıyla yapmamız, av sahasına imkanlarımız nispetinde at yerine arabayla ulaşmamız, ok ve mızrak yerine bilgimiz, ilgimiz, zevkimiz, doğrultusunda silah kullanmamızdan ibarettir. Bu durumda silah seçimi avın ve avlağın giderek tükenmekte olduğu şu dönemde daha bilinçli olma zorunluluğunu getirmektedir. Dergiyi okuyan pek çok büyüğüm ve avcı arkadaşım benden mutlaka daha bilgili ve tecrübelidir. Ama belirteceğim hususların pek çok av ve silah tutkununa, özellikle yeni meraklı dostlara bir nebze faydalı olacağı inancındayım... Seçim yaparken birkaç tablo yardımıyla silahla ilgili eğiliminizi ve hangi silahın ne maksatla kullanılabileceğini, basit teknik özelliklerini gözönüne serip bu konuda kendinizi daha iyi tanımanıza yardımcı olacağımı düşünüyorum. Belirteceğim hususların çoğu şahsi kanaatim olup genel için bağlayıcı özellik taşımaz. Öncelikle ülkemizde bulabileceğimiz av silahları ile ilgili ana bilgilerin açıklanmasında, kulaktan dolma yanlış bilgilerin doğru esaslara bağlanmasında fayda görmekteyim. A) YARI OTOMATİK ( SEMİ AUTOMATİC): Şu an ülkemizde kullanılan en yaygın av tüfeğidir. Kanun gereği takoz kullanıp 2+1 fişekle çalışması gerekirken genelde bu yasağa uyulmamakta, atım adedinin fazla olması nedeniyle tercih edilmelidir. Tercih nedenlerinden biride yüksek atım sayısı ve yarı otomatik olmasının getirdiği kendine güvenen hissi, yani hevestir. Bir başka neden koruma amacıyla makbul görülmesidir. Pek çoğu bu silahları tabanca muadili olarak görmektedir. Birde köy düğünleri esnasında ve milli maçlar sonrası insan vurmak için tercih eden yaratıklar vardır ki bunlar konumuz dışındadır. Bu silahlar çalışma prensipleri açısından üç grupta incelenir. 1."Gazlı" Tabir Edilenler: Patlama sonrasında tapa namlu ağzına yanaştığında geride biriken gaz basıncının namlu içerisindeki delikten alt aktarılıp mekaniz-manın geri iletilmesi sistemiyle çalışır. 2.Döner Başlıklar: Patlama sonucunda geriye hareket etme eğiliminde olan fişeğin mekanizmayı itmesi sonucu çalışır. 3.Gazlı ve Döner Başlıklar: Her iki sistemin avantajlardan istifade etmek maksadıyla çıkarılan bir mekanizmadır. Her üç sistemde de silahın verimi kullanılan malzemenin kalitesine, işçiliğe ve üretim teknolojisine bağlıdır. Bunları iyi kullanan markaların silahları diğerlerine üstünlük sağlar. Avantajlı Yönleri Şunlardır: 1. Geçit avlarında avantaj sağlar. Yılın hırsını ördek ve kaz geçitlerinde katliama dönüştürmek isteyen iyi bir atıcı için gerçekten sonucu etkileyebilir.(Şahsen tasvip etmiyorum.) 2. Sürek avlarında avantajlıdır. (Tutukluk yapma ihtimaline karşı pompalı silahlar tercih edilmelidir. Pompalı silahlar konusuna ayrıca değineceğim.) Sürek avı risk avıdır, özellikle acemi avcı için!!! Birkaç yönden domuzun taarruzuna veya geçitine maruz kalma ihtimali daima vardır ve yaralı bir domuz her zaman çok tehlikelidir. Bu durumlarda üç veya dördüncü mermi hayat kurtarabilir. Dezavantajlar: 1. Daima fazla mermi sarfiyatına neden olur. Bu işi gerçekten bilenler bir uçara veya kaçara ilk iki mermi isabet etmediyse mesafenin artması nedeniyle üçüncü merminin isabet ihtimalinin çok çok az, dördüncüsününse hemen hemen hiç olmadığını takdir ederler. Oysa avı kaçırmama p***olojisiyle genelde üç ve dördüncü atılır. Otomatik tabir edilen yarı otomatik tüfekle çok mermi atıp çok av yapacağını hayal eden silah meraklıları bunu asla unutmamalıdır. Yani iki olmazsa üçüncü veya dördüncüde vururum hissine kapılmayınız, yanılırsınız. 2. Ağırlığı diğer dezavantajıdır. Hem silahın boş ağırlığı, hem de içindeki 7-8 mermi ilavesi keklik, çulluk, tavşan avı gibi zor ve çetin arazi avlarında önemli ölçüde dezavantajdır. Unutmayınız, bu tip arazide kat edilen her kilometre silahın ağırlığını daha da artıracak ve hele ileri yaştaysanız sizi oldukça yoracaktır. Bir önceki konuda değindiğimiz gibi bu avlarda 7-8-9 mermi hiçbir avantaj getirmez. Zaten bu kadar çok mermi alan yarı otomatik tüfek yabancı menşeli silahlarda pek görülmez. En kalabalığı 5+1 dir. Demek ki bu heves sadece bize mahsus. 3. Sportmence değildir. Eğer avcı için bugün, korumak vurmaktan önemliyse o halde şans tanımak çevreci avcının görevidir. B- POMPALI (PUMP ACTİON): Ülkemizde genellikle kısa namlulu üretilmektedir. (Yabancı pompalılarda uzun namlularda mevcuttur.) Bu, ülkemizde üretilen pompalılara talebin, avdan ziyade savunma amacı taşıdığının bir göstergesidir. Zaten 45-50-55 cm.lik namlular pek çok av için yeterli değildir. Avantajlar: 1) Her ne kadar av tezkeresi ile temini son derece kolayda olsa da aslında iyi bir yakın savunma silahıdır. Bilindiği üzere çoğu kez konutlarda, kırsal alanlarda, araçlarda savunma silahı niyetiyle taşınmaktadır. Magnum namlulu bir pompalı uygun mermiyle çok tehlikeli bir silaha dönüşebilir. (Şahsım adına 60 cm. den kısa namlulu ve dipçiksiz olanların av tüfeği kapsamından çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.) 2) Bana göre sürek avının ideal silahıdır. Birkaç yönden azılı domuzu karşısında gören veya yaralı bir azılının karşısına çıkan avcı için kurtuluş olabilir. 1993 yılında Seben Yaylasında maalesef bir avcı yaralı bir domuz tarafından adeta biçilmiştir. Yarı otomatiğe göre avantajı tutukluluk ihtimalinin az olmasıdır. Çünkü boş kovan atımı ve yenisinin dolumu manuel (el yardımıyla) yapılmaktadır. 3) Fiyat yönünden diğer sınıflar içinde en hesaplı olanıdır. Dezavantajları: 1- 60 cm. den kısa namluyla bence av tüfeği değildir. Namlu 60 cm.'den uzun seçilmelidir. 2- Boşaltma-doldurma hareketi (Pump Action) pratik gerektirir. Seri olabilmek için özel çalışma yapılmalıdır. 3- Yarı otomatikler gibi ağır ve üstelik hantal sayılabilecek bir silah türüdür. Tüm bunlara rağmen Amerika'da yaygın bir av silahı olduğunu okumaktayız. C. ÇİFTELER (Yan yana ve üst- alt): Esasen çifteler tabiri hem süper poze, hem çifteyi kapsamına alır. Hiçbir yabancı silah kataloğunda süperpoze terimine rastlayamadığımı ifade edebilirim. Doğru ifade yan yana çifte (Side by side) ve üst alt çiftedir.(over and under) Nostaljik açıdan en eski av silahları olması sebebiyle apayrı bir önem kazanırlar. Yapımı el emeği, ustalık, incelik ve iyi işçilik gerektirir. Dolayısıyla uğraşı, zeka ve beceri el emeği ve göz nurunun sonucudur. Centilmen ve sportmen avcının silahı çiftedir. Üst alt veya yan yana ayırımına girmiyorum. Çünkü bu kişilerin el alışkanlığı, beğenisi ve zevkine bağlıdır. Her ikisi de temelde aynıdır. Trap ve skeet yarışmalarında üst alt çifte avantaj sağlar. Av sahasında fark kişilerin beğenisine kalmıştır. Süslemeleri (Tam veya yarım çakmak, tam, yarım çeyrek kabze, standart veya ceylan burnu kundak, standart, İngiliz, monte carlo dipçik)en iyi gösteren silahlarda bunlardır. Şahsen yukarıda belirttiğim ayrıntıların yarı otomatik veya pompalıya çifte kadar yakıştığını düşünmüyorum. Bu tür yerli silahlar size kalibre açısından da çok seçenek sunar. Zira yurdumuzda 12 kalibre dışında 16, 20, 28, 36, numaralı çifteler dışında pek yarı otomatik ve pompalı göremezsiniz. 55' den 76' ya kadar pek çok namlu uzunluğu da ayrı bir alternetiftir. Dünyanın biz hariç her yerinde kıymetli ve popüler olan silahlar çiftelerdir. D. YİVLİ SİLAHLAR: Domuz, ayı, geyik, karaca nadiren kurt, çakal, kaz, gibi avlarda tercih edilen mermi atan silahlardır. Duran hedeflerde daha etkilidir. Hareketli hedefi tek mermiyle uzaktan vurma beceri gerektirir. Uzak mesafeli büyük ava ilgi duyan avcının silahıdır. Özel ihtisas gerektirdiğinden ve meraklıları zaten ayrıntıları en iyi şekilde bildiğinden derinlemesine girmiyorum. Yivli silahlarında yarı otomatik, pompalı ve tek atan tipte çok çeşitli kalibreleri mevcuttur. ÇAP AÇISINDAN: Yivsiz av tüfeğinde çapın nasıl tespit edildiği derginin önceki sayılarında mevcuttur. Özet olarak 454 gram kurşun örneğin 12 çeşit parçaya ayrılır 12'de bir parçası küre haline getirilirse kürenin çapı 12 çapa tekamül eder. 16'ya ayrılıp bir parça küre haline getirilirse bu kürenin çapı da 16'ya denk gelir. Bu sistem İngilizlerin bulduğu bir sistem olup Dünyada bu şekilde kabul görmüştür. 1- 16 çap: 12 ve 20 nin arasında kalmış bir namlu olduğundan şahsen tercih etmem. 12 ye göre bence daha az saçmanın hedefe daha toplu gitmesi dışında avantajı yoktur. 2- 20 çap: Ülkemizde pek kullanılmasa da özellikle A.B.D. de yaygın olduğunu duymaktayız. Bana göre kullanımı zevkli bir çaptır. Azaltılmış barut ve saçma ile kendi fişeğini dolduranlara maddi avantaj sağlaması yanında sesi ve geri tepmesi de azdır. Bıldırcın avında rahatlıkla kullanıldığı gibi toplu gitmesi nedeniyle ördekte bile kullanılabilir. Hafifliği ve göze hoş görünümü ayrı bir ayrı bir avantajdır. 3- 12 çap: Avcının tüfeği 12 çaptır. Genel olarak fişek numarası ve barut saçma oranının iyi ayarlanmasıyla her avda rahatlıkla kullanılabilen en iyi çaptır. Öldürücü etkisi, dağılımı itibariyle avantaj sağlar. Tabii ki her tür çapta şok seçimi önemlidir. Şok konusunda bilmeniz gerekenleri de derginin önceki sayılarında tüm ayrıntılarıyla bulabilirsiniz. YERLİ- YABANCI FARKI: Yabancı silah hayranlığıyla yanlış seçimler yapmanızı istemem. Bu bölümde kesinlikle marka belirtmeyeceğim. Ama yabancı silahların çoğunun 8. Kalite silahlar olduğunu bilerek üç sıfırlı dolarlarınızı heba etmemenizi öneririm ama Beretta, Remington, Winchester, Browning, Group, Bernandelli, S.K.B., Miroku, Antonio Zoli, Darne, Merkel, Saint Etienne, Churchill artık kla***leşmiş silah devleridir. Farkları KALİTELİ MALZEME, İŞÇİLİK, KİLİT SİSTEMLERİ ve sonuçta UZUN ÖMÜRLÜ olmalıdır. Bundan dolayı dedemizin silahını bizde kullanabiliyoruz. Müşteriye saygıları da apayrı bir güzellik bence. Bugün A.B.D.' de veya Avrupa' da bir silah fabrikasına yazdığınız da 15 günde kataloğu elinize yollayacaklardır. Ben bizim iki büyük silah fabrikasına çizdiğim şekilleri fakslayıp özel silah yaptırmak istediğimi en ince ayrıntısıyla belirtiyorum, beyefendiler fiyatı fakslamaya dahi tenezzül etmiyorlar. Tek fark bu işte. Tüketici dolayısıyla insana verilen değer ve saygı. Yoksa el emeği ve zanaatta (işleme, süsleme ve gravür) Düzce ustalarının , Beyşehir ustalarının en az Avrupalı kadar iyi olduğunu iddia ediyorum. Ülkemiz silahları istenildiğinde Avrupa silahlarıyla boy ölçüşebilecekken maalesef piyasada genelde sıra tüfekleri görüyoruz. Numunelikte olsa ithal ettikleri silahlardan teşhir için bayilere dağıtsalar sizlerde neler yapabileceklerini hayretle göreceksiniz ama... Sonuçta seçici olduktan sonra yerli veya yabancı da çok iyi veya kötü olabilir ama kilit sistemleri, kubuz ve namlu çeliği, ahşap aksamı, işçiliği konusunda seçici olmanızı tavsiye ederim. Bu konunun ayrıntılarına ileri ki yazılarımda ayrıca değinmek istiyorum. Gönlümüz tabi ki paramızın ülkemizde kalması. Bizler ülkemizle övünüyoruz ve kesinlikle yabancı malı kompleksi taşı-mıyoruz. Yeter ki aynı ihtimamı tüm üreticilerde bize göstersin. Dayanıklılık başlı başına bir tercih sebebidir. Bunu tayin eden faktörler ise: Malzeme kalitesi, işçilik, kilit ve çalışma mekanizmasının seçimi (Beretta veya Winchester kilit gibi.) dayanıklılık, namlu basınç ve çıkış kontrol testlerinin dünya standartlarına uygun olarak yapılmasıdır. Bunlar uygun yapıldığı taktirde silahın cinsi, menşei, markası ne olursa olsun ömrü uzun olacaktır. Sonuç olarak örneğin yarı otomatik çifteden dayanıklıdır gibi bir genelleme doğru değildir. Silahın ömrünü tayin eden diğer önemli faktörse kullanım titizliği ve uygun bakımdır. Bu konuda da müteakip sayılarda ayrıntılı bir yazı hazırlayacağım. Gelelim en önemli konuya: Lütfen silah alacaksanız yada silah sahibi olupta bugüne dek öğrenme inceliği göstermediyseniz; Önce silahın emniyetli bir şekilde nasıl taşınacağını avlakta emniyet kuralları ve diğer avcıya saygı kültürünü benimseyin, öğrenin ve çevrenize aşılayın. Bir bıldırcın için insan vuran, avlağa girdiği anda herkesi kaçıran ve bunu marifet sayan eli silahlı magandalardan biri olacaksınız ... AVCILIKTA GÜVENLİK ÖNLEMLERİ Bir akrabanızın ya da bir arkadaşınızın avcı olması ilginizi çekti, siz de doğayla iç içe olmanın yaygın yöntemlerinden biri olan avcılığı öğrenmek istiyorsunuz. Doğaya, çevremize, kendimize karşı sorumlulukları çok fazla olan avcılık eylemi, düşünme aşamasını geçip uygulanmaya başlandığında, bilinmelidir ki bu, bir "boş zaman faaliyetinden" çok daha fazla şeyler içerir. Güvenlik konusu da, bunlardan en önemlisidir. Avcı olma kararı alındığında yapılacak ilk iş bir av tüfeği edinme girişimi olacaktır. Bunu takip eden günlerde avcılık eyleminde kullanılması muhtemel diğer malzemelerin temini için avcılıkla ilgili aksesuarların satıldığı dükkânlara ziyaretler başlayacaktır. Alınan malzemeler evde saklanacak, ara sıra ortaya çıkartılarak zevkle seyredilecek ve kurcalanacaktır. Avlanabilmek amacına hizmet etmesi plânlanan bu aksesuarlar içinde, çevre güvenliği ve kişisel güvenlik konularını çok yakından ilgilendiren materyaller bulunmaktadır. Yakın çevremizde bulunanların bundan bir zarar görmemesi için; dikkatli bir avcı ve bilgili bir çevre korumacı olmak zorundayız. Zevkle yapılacak bir etkinliğin sonunda acı olaylara sebep verebilecek yanlış davranışları önlemek, bu bölümün ana konusu olacaktır. Genel Anlamda Güvenlik Kavramı Kurallara uyan bir avcının bir av sezonu içinde gideceği tüm avları ve buna harcayacağı zamanı hesapladığımızda, aşağı yukarı 70 gün gibi bir süreden bahsettiğimizi bilmeliyiz. Yapmayı plânladığımız günlük, ya da bir kaç günlük av seyahatleri öncesinde veya sonrasında bizi çözümünden zevk alacağımız küçük problemler bekler. Bunlar, ava hazırlık, ava gidiş, avlanma, avın sonlandırılması, avdan dönüş, eve geliş, evde ise malzemelerin kaldırılmasıdır. Bu eylemler sırasında ilgili güvenlik kurallarını, harfiyen uygulamak bilinçli avcıların asla göz ardı etmemesi gereken önemli bir kuraldır. Dikkat ve Sabır Av sezonu dışında özlemle beklenen bu zamanların hayali ile avcı sabırsızdır. Onun bütün konsantrasyonu avlanmak ve avlanma yöntemleri üzerinedir. Bu heyecanın kenarında köşesinde bir yerde çok ciddi iki önemli tehlike onu beklemektedir. Dikkatsizlik ve onun yakın arkadaşı sabırsızlık. Bu heyecanın ciddiye alınması ile kişisel güvenlik ve çevre güvenliği kavramı ortaya çıkar. Avlanma eylemi sırasında ateşli ve kesici aletlerin kullanılacağını düşünerek, doğa ile mücadelenin ön plâna çıkacağı avlanma eyleminde, ne denli bilgili ve ne denli akılcı olursak, o kadar başarılı oluruz. Güvenlik kelimesi, avcı için "avlanma" kelimesinden önce kullanılır hale gelmeli ve avcılıkla ilgili her eylemin temelini teşkil etmelidir. Şu, hiç bir zaman akıldan çıkmamalıdır ki en iyi sonuç tüm güvenlik detayları ile beraber düşünüldüğü zaman gerçekleşebilir. Aksi takdirde evin kapısından çıkıp arabaya binene kadar olabilecek bir tatsız olay avın tüm tadını kaçırabileceği gibi, bir daha hiç ava çıkmama kararı almanıza bile sebep olabilir. AVCI AHLÂKI VE AVLANMA ETİĞİ Genel olarak ahlâk dediğimizde, insanları gerek birbirleri ile gerekse yaşadıkları toplumun içinde ön plâna çıkaran değerler karşısında, günlük davranışlarını yönlendiren örf, adet ve geleneklerin yanı sıra; normların ve kuralların oluşturulduğu, özü tarihsel gelişim sürecinden süzülerek gelen toplumsal bilinç biçimi anlaşılır. Ahlâk değerlerini, normlarını, insanların görüş ve düşüncelerini, tarihsel süreç içinde derinlemesine inceleyerek, nesnel gerekçelere dayandırmak sureti ile uyum içinde geliştirme görevini üstlenen felsefe bölümü ise, etiktir. Eski Yunanca etos sözcüğünden kaynaklanan etika kavramını ilk defa Aristotales kullanmıştır. Aristotales, tarihte ilk kez ahlâk sorununu ayrıntıları ile incelemiş ve bunu bir bölüm olarak sistemleştirmiştir. Etos sözcüğü, bir kişiden çok bir grubun davranışlarını, birlikte yaşayan, çalışan insanların birlikte geliştirdikleri alışkanlıkları, ilişkileri, davranış biçimlerini belirtmektedir. Ahlâk ve etik kelimelerinin yukarıda çok kısa da olsa anlatılmaya çalışılan anlamları, avcılık eylemi ile çok sıkı bir ilişki içindedir. Hatta etos sözcüğü grubun davranış biçimlerini kapsıyor ve sorguluyorsa, avcılık fenomeninin mihenk taşı olduğu bile söylenebilir. Düzenli bir avcılığın kabul edilebilirliğinin olmazsa olmaz şartlarından biri de, kendi içinde örgütlenmiş, bireylerini yasalar içinde kontrol edebilen, il bazında temsil yeteneğine sahip derneklerin varlığından geçer. Bu oluşumlar, farklı coğrafi bölgelerde ve farklı sosyal gruplardan meydana gelse de, hepsinin ortak olarak sergilemek zorunda oldukları payda, yükselen ahlâki değerler olmalıdır. Avcıların, içinde yaşadıkları toplumun değer yargılarını zedelemekten uzak durmaları, yüksek ahlâki değerleri savunmaları, zorunlu olarak sergilemeleri gereken davranış biçimleridir. Sağduyu sahibi avcı, bu değerleri toplumun kabul ettiği asgari normların üzerine çıkartmakla yükümlü olmalıdır. Çünkü ilgi alanı olan doğa, hassas olmaktan öte bir cam fanus kadar ince ve kırılgandır. Bilindiği üzere ahlâk, tarihsel olarak sürekli değişim halindedir. Yükselen değerler yönünde gelişme göstermesi halinde değişmeyen ahlâk ilkesi yoktur. Ispartalıların özürlü doğan çocuklara uyguladığı davranış biçiminin, o devrin ahlâk değerleri ile bire bir kucaklaşmasını, içinde yaşadığımız topluma kabul ettirebilir misiniz ? İşte bu aşamada etik devreye girerek bu davranışın salt iyi veya kötü olduğunu değil olayın köklerini irdelemek, nedenlerini araştırmak, bunların taraflılığını, sınıfsal yanlarını gün ışığına çıkarmak için çaba sarf eder. Bir anlamda topluma ışık tutarak insanların ahlâksal yönden yücelmelerine destek verir. Toplum bilincinin yeterince oluşmadığı koşullarda, sınırları göreceli kavramlar üzerine belirlenmiş toplumsal yargılar başta olmak üzere, yaşamı düzenlemek için yasama organları tarafından çıkartılmış kanunlar bile, son derece hassas bir denge üzerine kurulmuş ekosisteme istemeden de olsa tecavüz edebilmektedir. Eylemini ekosistem içinde yürütme zorunluluğu olan avcı bu olumsuz koşullardan cesaret almayacak, bunun tam aksine bu kötü gidişi önleme yolunda çaba sarf edecektir. Yani, ahlâk sahibi bir avcı kanunlar uygun görse de, o avcıya has duygu ile kanun ile doğa koşullarının her zaman birbiri ile uyum içinde olamayacağını düşünerek hakkından feragat etmeyi bilecektir. Avcı ahlâkından, avlanma etiğinden bu anlaşılmalıdır. Avcı, kendisine yüklenmeye çalışılan preditör sıfatı yerine, regülatör kimliğinin gereklerini yerine getirmeli ve bu tavrın tüm avcı toplumu için ortak payda oluşturması yolunda çaba sarf etmelidir. Etik, yaşam pratiğinin dayattığı kurallar bütünüdür. İlkçağdan bu yana etik üzerine çeşitli fikirler ortaya atılmış, farklı anlayışlar egemen olmuştur. Toplumdan topluma hatta aynı toplum içinde farklı zamanlarda etik büyük değişimler gösterebilir. Dinin, siyasal yapının ve ekonomik ilişkiler düzleminin doğrudan etkili olduğu bir alandır etik. Çoğunlukla ahlâkla aynı anlamda kullanılmakla beraber, etik; ahlâkı da içine alan daha büyük bir alanın kapsayıcısıdır. Nerede bir insan varsa orada bir eylem vardır. Eylemi tanımlamak ve insanlık onuruna yakışır hale getirmek, eylemi kapsamlı bir etik anlayışıyla sarıp sarmalamakla mümkündür. Etik, yaşam pratiğinin öğrettiği ve dayattığı bir kurallar bütünüdür. Varolduğu andan itibaren avlanan insan bu uzun macera sırasında çok şey öğrenmiş ve bu bilgiler doğrultusunda yazılı olmayan bir avlanma etiği oluşturmuştur. Yıllar geçtikçe belki bu etiğin kaideleri değişecektir ama değişmeyecek olan tek kaide, yaşama saygıdır. “Daha fazlasını ele geçirme arzusu, beraberinde daha çok mutluluk getirmez.” Avcı, bu düzenleyici anlamına gelen regülatör sıfatını sadece avlanma fiili sırasında kullanmamalı, yaban hayatının içine çeşitli dönemlerde bizzat olumlu katkılarla müdahale ederek kendisinin de dahil olduğu o muhteşem sisteme faydalı olmaya çalışmalıdır. Avcı, canlarını insanlara emanet eden her türlü canlının yaşama hakkına saygı göstermelidir. Bir taraftan onların yaşam ortamlarının iyileştirilmesine faydalı olacak tutumlar sergilerken, bir diğer yandan da bilinçli bir avcı toplumu oluşması için elinden gelen tüm katkıyı ortaya koymalıdır. Bizler yaşadığımız dünyanın, bu evrenin çok küçük boyutlu, ama önemli bir parçasıyız. Varlığımızın devamı, bizi barındıran ekolojik sistemin varlığı ile bire bir ilintilidir. Eğer varlığımızı çok daha iyi koşullarda sürdürmek istiyorsak, eğer bu dünyanın bize sağladığı nimetleri gelecek kuşaklara çoğaltarak devretmek istiyorsak, hatta, buna zorunlu olduğumuzu kabul ediyorsak, her şeyden daha mükemmel olan doğanın kanunlarına saygı gösterelim. Bu bağlamda tabiatın acımasız felaketlerinin bile bir sebep-sonuç ilişkisi içinde meydana geldiği gözden ırak tutulmamalıdır. Kişisel tatmini ön plâna alarak sağlanmaya çalışılan maksimum fayda, veya maksimumum haz, beraberinde maksimum sömürüyü; dolayısıyla hızlı bir tükenişi de beraberinde getirir. Mevcut yasalar, doğanın hızla değişen koşulları karşısında yetersiz kalmaktadır. Özellikle tabiat şartlarına karşı çok duyarlı olan yaban hayvanlarının durumu bu konumdan en çok zarar görenlerdir. İşte bunun için ; • Acımasız bireyler yerine, sorumluluğunun idraki içinde olan avcılara, • Merhametsiz bir avcı kimliği yerine, şefkatli bir avcıya, • Acımasız bir preditör yerine sağduyulu bir regülatöre, • Kanunlara karşı çıkmayı marifet sayan bir kimlik taşımak yerine, arzu ve gereksinmelerini yasaların kendisine tanıdığı haklar çerçevesi içinde kullanan bir avcıya, • Sistemin aksaklıklarından faydalanan oportünist bir avcı olmak yerine, sağduyu sahibi bir avcıya, • Yerel göstergelerin veya yükselen değerlerin yerine, tüm dünyanın ve tüm zamanların kabul ettiği evrensel değerleri kendisine ilke edinmiş bilinçli avcılara ½imdi, her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Özetle; yüksek ahlâki değerler taşıyabilmek ve insana özgü genetik mirasımız olan avcılığı evrensel değerlerle bezenmiş olarak gelecek kuşaklara aktarabilmek, “sürdürülebilir avcılığı temin maksadıyla her alanda sürekli eğitimi” gündemde tutmak, ana hedefimiz olmalıdır.
 
  haberler haberler  
 
..................................b